10 Temmuz 2016 Pazar

DEĞİRMEN


DEĞİRMEN

     Çoğunluğun yaptığının birey tarafından kabul görmesi, normal olarak değerlendirilmesi pek sağlıklı bir kafanın sonucu değil. Bununla ilgili birçok örnek kendimizde ve etrafımızda var. Örnek: Sigara. Zararlı, pis, kokulu. Çok uzun süre içtim. Bunu belirterek konuşacağım. Çoğunluğun parçasıyken eylemlerimi yeterince iyi analiz edemediğimi fark etmeme neden olan şeydir sigara. Uzun süre yaşamak gibi bir derdim yok diye rahat rahat içtim uzun süre. Sonra artan fiyatlar falan beni bırakmaya itti. 500 kere denemişimdir bırakmayı. Neredeyse 1 sene önce nihayet başardım. İşte o noktadan sonra etrafıma bakınca garipsedim. "Salaklar sigara içiyor." diye değil tabi ki. Tamam uzun yaşamaya gerek yok, ama sağlıksız olarak da ne kadar yaşadığımızın hiçbir önemi yok. Bunu geç fark edince insan kendinden utanıyor. Bu örneği geçelim. Yenisi gelsin
.
     Suriye mevzuları. Bakın ben burada asla politik bir şey yazmadım, yazmayacağım da. İnsan olmaktan, ahlâktan bahsetmek isterim yine. Etrafınıza bakın. Kimse Türkleri sevmiyor (Türkler dahil), punkları sevmiyor, dindarları sevmiyor, Rusları sevmiyor, Yunanları sevmiyor, köpekleri ve kedileri sevmeyenler bile var. "Hayvan sevmiyorum." diyen de duydum, inanmazsın. Demem o ki, asıl sıkıntı ne zamandır sevgisiz insanlar olduk? Herkesin dilinde, aklında aşk şarkıları, sevda türküleri... Bir kediyi okşayamayanlar nasıl kalplere dokunabilir? Yahu bu adamlar insan. Savaştan kaçıyorlar. Kimse politikanın belirlediği çizgilerde yaşamak zorunda olmadığı gibi korumak zorunda da değil. Kaçanlar ülkenin huzurunu bozuyormuş. Bu ülke hiç huzurlu değildi ki. Irkçılık çok farklı bir kafa. Neden ülkeleri için savaşmıyorlar? Neden savaşsınlar? Göçmenlerin Yaklaşık %80'i kadınlar, çocuklar ve yaşlılardan oluşuyor. Gönderelim, ölsünler mi "vatanları" için? Batıdan birileri göçmen olarak gelse  o "yüce" Türk milleti ikiyüzlülük yapmayacak mıydı? Eğtimsiz insanlar her yerde eğitimsiz. Plaja hacetini giderdi diye haber oluyor. Bunu yapmayan, herhangi bir milletten insan yok Okumayan, düşünmeyen insanlar lütfen konuşmasınlar hiç değilse sorsunlar. Bildikleri hiçbir şey yok, erdemli insan olma çabaları da yok ama susmuyorlar. Pes edecek de değilim, herkesi tek olan doğruya ikna etmeye çalışacağım.

Yeni meseleler konuşularak halledilir belki, eskiler içinse nadiren ağlanır sadece. Çözmek için sihirli değnek gerekebilir.

Yaşadıkça, tanıdıklarım da arttı elbette, ama sevdiklerim değil. Bazıları beni sevmekten vaz geçti, bazılarından ben vaz geçtim. Sanki sabit bir sayısı olmalıymış gibi. Bir avuç insanım var işte.
İyilik istenileni değil, gerekeni vermektir. Kısa vadeli vicdanlarınız uzun dönemde birilerinin felaketine dönüşür.

     Geç de olsa Montaigne okumaya başladım. Başlayın. Benzer konulara değinmişim, tabi ki O binlerce kat daha güzel şekilde yazıyor. Burada vakit kaybetmeyin, kitap bitince gelirsiniz. Hoşça kalın.

Müzik: Morcheeba - The Sea https://www.youtube.com/watch?v=VaWdHa8eh10 (Çok özel bir yeri var bende, iyisiniz yine)
Tablo: Rembrandt - Değirmen

Hiç yorum yok: