25 Haziran 2016 Cumartesi

YAŞLANMAMAK

 

YAŞLANMAMAK


     Zaman dedim, hayat dedim durdum değil mi? Yaşadıkça daha çok fark ediyor, öğreniyorum. Öylece yürümeyip yollara bakabilmek yaşamak, diğeri olsa olsa vakit geçirmek olmalı. Eskisinden daha çok şey bilsem de şimdilik hala pek az şey biliyorum.

     Girizgâhı yapmanın rahatlığı paha biçilemez. Pek bilinmez ama gergin olduğumda konuşurken oynarım hep etrafta elime geçen bir şeylerle. Bir pipet, bir kalem, herhangi bir şeyle işte. İşte o komik gerginlik hissi geçti.

Lafı dolandırmayayım daha fazla. Birkaç şeyi hatırlatmak isterim, üzerime vazife olmadan. Sizi seven dostlarınız, sizi unutmaz. Ne kadar zamanın geçtiğinin hiçbir önemi yok. Siz de onları unutmayın. Sevgi az bulunan bir nimet, dostluk bağları da kolay inşa edilmiyor. Emeğinize ve insanlarınıza sahip çıkın.

     İkinci bir mevzu daha var kafamı kurcalayan. Çevremdeki insanlar beni seviyor diye, onları istediğim gibi davranamaacağımı fark etmiştim. Yani kendimi dizginlemek, doğal davranmak pek de doğru bir davranış değil. Dürüst olmamak lazım "anlık" hislerde. Etrafımı izleyince bana ne kadar hoşgörü ve sabır gösterildiğini gördüm. Açıkçası utanmadım demek zor. Bana verileni onlara sunmayı deneme konusunda başarılı olmaya başladım.

     Hala genç olmak ne güzel şey. İnsan kendinden ümidini kesmiyor, değişebileceğine inanıyor. "Ben böyleyim." deyip kestirip atanlardan olmamak lazım. Tamam kötü özellikleri kabullenmek zor, biliyorum. Değişmek, iyiye gitmek iyidir. Sabrı, güleryüzü, hoşgörüyü hak eden insanlardan esirgememek lazım. Aldıklarımı veremediğim, kırdığım herkesten özür diliyorum, hem de içimi rahatlasın diye de değil. Pişman olarak, derinden hissederek.

     Uykusuzluk yazıyı saçmalatmadan susuyorum. Hoşça kalın, daha güzel yazıları okuyun.

Müzik: Creed - On My Sleeve https://www.youtube.com/watch?v=gIBfH7zIHnI
Tablo: Charles Le Brun - Tapestry: The Month of December

Hiç yorum yok: