8 Nisan 2016 Cuma

Eski

Not: Taşınma öncesi odamı toplarken gözüme çarpan eski defterlerimin birinden bir yazı. Yalnız öleceğimi hissettiğim günlerin üstüne iyi gitti, paylaşmak istedim. Çizimi de ona yapmıştım. Her yazıya bir çizim gibi bir olay vardı o defterin. Yine elime alır, yazarım belki.




Damdan düşer gibi yada gerçekten damdan düşüp, o koskoca aptal sırıtışını merhametine maske yapıp sormuştun: " Arkadaşa mı ihtiyacın var?"
Var demek isterdim, beni duyabileceğine inansam. Öylesi bir arkadaş ki; benimle susup yürüsün, ben yorulup oturunca bir kaldırım kenarına, bir sigara yakıp gülümsesin. Sarhoşken evi yolu boyunca omzunda gözü kapalı yürüyeyim. Anlatsın bana; bilmediğim zamanların duymadığım hikayelerini. Ağlarsam yüzümü saklasın, basarsam kahkahayı sesi benimkini aşsın. Sahile gidelim olmadık vakitlerde, ama çayımızı evde demleyelim. Ben hiç susmayacak gibi dert yanarken, sırt sırta otursun benimle. Bir yandan da doldursun en güzel taşları ceplerine. Yolda uyuklarken başımı yaslayıp dolmuşun camına, durağı geçersek aldrmasın. "Bir tur daha o halde." deyip keyfine baksın.
Sadece hayallerde kalmasın, ara sıra bende kalsın.


Hiç yorum yok: