26 Şubat 2016 Cuma

Yıldız


Birlikteliğin getirdiği ayrıcalıklardan yararlanmak için bir çoğunluğun içinde olmak yada onu yaratmak gerekir. Örneğin; 5000 kişilik bir yerleşimde orta karar bir müzisyeni konsere çağırabilmen için 2000 bilet adamı bulman gerekir mesela. O adamlar olmazsa sen orada o müzisyenleri dinleyemezsin.
Cevabını veremediğim şeyler var. Peki isteğin iki kişi içinse? Biriyle yaşamak istersin, o istemez. E sonra? Kendin gibi, o kişiyle yaşamak isteyenlerle bir çoğunluk yaratmaya çalışamazsın ya? Yaşamak öylesine söylediğim bir eylem. Aklına gelen eylemi koyup sor kendine işte. İşin en fazla yüzde ellisi elinden geliyor böyle durumlarda. Ve bazen zaman değişse de koşullar değişmiyor. İsteklerin doldurulamamış uktelere dönüşüyor. Benim küçüklüğümde, akülü arabadan ucuz pedallı arabalar vardı. Ben sahip olmak istemiştim, babam oğlu sahip olsun istemedi. Bu istek gibi zaman çizgisinin geçmişte kalan iki noktasında sıkışacaksa isteklerim, tatmin olamayacaksam neden ve neyi kovaladığımı bilmiyorum. En üst dallarda bir kaç sürgünü kalan bir ağaç gibi duruyorum. Onlar yitip giderse ne olacak? Boşa yakın bir kabuk gibiyken, hiç dolamayacak olmak kötü bir gelecek alternatifi. Mehmet doğmadım ki Fatih öleyim zaten diyerek saçma bir özdeyiş uydururak hoşça kalın diyorum. Bu yazının şarkısı da
God is an Astronaut - Snowfall
https://www.youtube.com/watch?v=y_NMIRatSSo

NOT: Takipçimin kalmamasına sevinmedim diyemem. Çekingenleşmiştim, iyi oldu. Kalabalık sessizlik olacağına azıcık ses olsun.

2 yorum:

Zaman dedi ki...

Böyle yazılarda neye benzer yorumlar yapılır ki acaba..ama güzel,takipcinin olmaması da daha hususi gibi hatta.

Hayır okudun da ne oldu? dedi ki...

İlk defa bir yorum aldım, teşekkürler. Hoşça kalın.