8 Kasım 2015 Pazar

Re-Connect

      
     
       Uzun zaman yazmadım. Daha yeni başlamışken bu kadar ara verince zor oluyor tabi. Kürsüde boğazını temizleyen bir adam gibiyim. Böyle deyince akla havalı takımları üzerinde bir politikacı figürü gelmesin. Bilen bilir, Hyde Park'ta vatandaşlar dilediği zaman bir kasanın-sandalyenin üstüne çıkıp istediklerini söyleme hakkına sahiplermiş, bu hakkı kullandıklarını da belirtmek gerek İngiltere'den bir ifade özgürlüğü kıyağı. Kendi ülkesini harika hale getirmenin yöntemi sömürme olan, binlerce kilometre ötedeki insanları bir yüzyılda onlarca kez kıtlığa mahkum edebilen bir devletin vatandaşlarına hediyesi işte bu serbest kürsü.      

      Çoğumuzun tembellik ve korkaklığı, sabırla karıştırdığını düşünüyorum. Zor süreçleri hamle yaparak atlatmak yerine zamana bırakmak işimize geliyor gibi. Ben soruyorum kendime, sen de sor kendine meçhul okuyucu. Evet, evet. Keşfettim istatistikleri görebiliyorum, hangi yazının kaç kişi tarafından okunduğunu falan. Yorum yazın; konuşalım, tartışalım. Eleştirin, küfredin kafanıza göre artık.

     Mutlu olmak için yaşayanlar, mutlu olmama durumunu kafaya takabilirler. En gelişmiş organizmalardan biri olarak tüketerek mutlu olmak bize göre olmamalı. İzlemek, anlamak, üretmek için mutsuz olmasak da yeter zaten. Dünyanın kafamızdaki kadar iyi bir yer olması için bu yönde bir tavır işleri kolaylaştırabilir. Böyle vaaz verir gibi olmak rahatsız edici ama bazılarına hiç buna benzer şeyler söylenmemiş, onların da akıllarına hiç gelmemiş. Her kanaldan tek bildiğim doğru bu olduğu için tekrar tekrar yazmalıyım bu tip şeyleri. Demem o ki; korkmayın, akılcı tepkiler gösterin. Hakkınızı aramak için sokaklarda çığırmayın, dinlemezler. Kendimizi ve çevremizi eğitelim, açık görüşlü bir jenerasyon yaratalım ve bir şeyleri kalıcı olarak yoluna koyalım. 
     
     Bir sonraki bir şeye benzemeyen yazıda görüşmek üzere. Eğilmeden kalın!

Hiç yorum yok: