15 Eylül 2015 Salı

İdealin Patikasında Hayalciler


          Bu dünyada çok fazla yanlış var. Bizden, insanlıktan kaynaklı yanlışlardan bahsediyorum. Bunlar yüzünden harika olabilecek hayatlarımızı paylaşabilmek yerine biribirimize acı ve huzursuzluklar veriyoruz. Öyle doluyor ki bazen insan. Hele ki kendisini bile doğru yapamadığının farkındayken bu doluluk kukumava çeviriyor insanı. Devrik cümlelerimi bile düzeltmeyi beceremiyorum.

          Bize ait iyi ve güzel olan özelliklerimizi bile iki kelimeyle kirletiyoruz. Farklı konularda bilgi sahibi olmak, bir işi çok iyi yapabilmek iyidir de bunları taşıyamamak kişinin karakterini sorgulatmaz mı? Hiçbir konuda bırakalım en iyi olmayı, iyi olduğumu bile düşünmüyorum. Zaten bir sürü şeye elimi atmaktan kendimi alamadığımdan hiçbirinde de kayda değer bir seviyeye gelemedim. Etrafımda yetenekli çok fazla adam var. Sanatçının da tevazü sahibi olanı güzel. Tanıdığım sanatçı yok ama adayların bazılarının yüzü kibrinin altında. Yaptıkları işe, ortaya çıkarttıkları ürüne nasıl önyargısız saygı duyulabilir böyle adamların? Zaman ayıpladıklarımızı bize yapıştırmasın diye diliyorum.
       
          Yorum yapmayı sevenimiz olduğu kadar araştıranımız da olsa keşke. Toplumsal olarak, insanlık olarak düzeltmemiz gereken binlerce problem varken bireylerin kendine yatırım yapmamasına katlanamıyorum. İstersek herkes için dünyayı huzurlu bir hale getirebiliriz. Erdemin ve bilginin birlikteliğinden sonra paylaştıklarımız kıymetlenecek ve fiile döktüklerimiz yavaş yavaş dünyayı şekillendirecek. Ben burada savaşları durdurmaktan bahsetmiyorum. O neslimizin nail olacağı bir şeref olamayacak maalesef. Kendi aramızdaki savaşları durdurmaktan bahsediyorum. Görünüşe, cinsel yönelime, inançlara saldırmaktan kendimizi neden alamıyoruz? Bana yolda "Kedi mi kesiyorsunuz?" diye soran sarhoş kızlara neden anlık da olsa kızdığıma anlam veremiyorum. Ben de sofularla dalga geçmiyor muyum? Hani şu cüppeli, takkeli olanlardan bahsediyorum. Ha onlar en azından duymuyor ama gerçek şu ki hoşgörüyü de öğrenemedim. İnsanlığa karşı suç işleyen; küçücük kızlarla evlenenlere, ırk gibi komik bir kavrama inanıp diğer insanları aşağılayanlar, bizde bulunmasa da pek ibadethaneleri yakanlar elbette saygıyı hak etmiyor. Ancak, fiilen suçsuz insanlara takınılan tavır değişmeli.
       
          Sevdiklerimizle bile aramızdaki bağı neden saygı ve hoşgörüyle koruyamıyoruz? Biribirimizi düzeltmeden nasıl daha iyi bir dünyanın hayalini kuran, hatta bir adım öteye gidip bu yönde adımlar atmaya çalışan adamlar olarak komik gözükmüyor muyuz?

         Kendimize benzer insanlarla arkadaşlıklar kurmanın kimseye bir faydası olmuyor. Biribirimize göre yanlışlarımız ufak tefek olduğu için iyi yönde büyük değişimler geçiremiyoruz. Gidip yanlış adamlara doğruyu anlatma cesaretimiz bile yok. Dinlemezler, anlamazlar ki deyip ne güzel de aklıyoruz tembelliğimizi ve korkaklığımızı. Dinlenilebilir, anlaşılabilir olmaya yanaşamıyoruz. Yaşıyoruz işte, çözümleri düşünerek taşlaşıp gidiyoruz. Çareyi söyleyecek olan ben değilim, ama neden bir gün bulmayalım?

          Fotoğrafın sahibi sevgili Öner Oktar. Başka harika kareleri için Instagram hesabına buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz

Hiç yorum yok: