22 Temmuz 2017 Cumartesi

Sıramızı Henüz Savmadık


Sıramızı Henüz Savmadık


     Yine bazı güzel insanlar güzel izler bırakıp, kendi istekleriyle göçtü gitti bu dünyadan. Nasılını, nedenini bilemesem de anlayamasam da bu lüksü hak ettikleri ortada. Üreten, başaran insanların sonuna kadar bu kötü yere katlanmasına belki de eziyet oluyordur. Kendi gerçekliklerimiz dışarıdaki acıyı, adaletsizliği, kötülüğü yok ediyor olabilseydi keşke. Demem o ki, yaşadığımız yere katlanmak zor.

------------------------------------------------------------------------------------

    Sevgimin ve nefretimin en uç noktalarını yaratanlar her zaman insanlar oldu. Ne tuhaf. Bir tarafın karanlığına katlanamadıkça, öbür tarafın ışığına kaçıyorum. Ortada kalan insanlar yanlış taraflara eğildikçe hayatı her birimiz için daha da zor hale getiriyorlar. Ben de ortadaki insanlardanım. Ne ürettikleriye insanlara bir şeyler verebilen (denemiyor değilim), ne de yok ettikleriyle gelecekleri karartan. Doğru yöne yönelmek için doğru adımlar atılmalı: Bilmek anlamak, anlaşmak
.
     Neden anlaşmalıyız? Aşağı yukarı 5000 yıldır yazıyoruz. Dev bir bilgi ve kültür birikimi bu. Koskoca insanlık tarihi üst üste koyarak oluştu. Bilginin kutsallığı yaşamalı ve bir miras olarak devam etmeli ki insanlık buradaki amacını bulup ona tutunabilsin. Ama biz sadece kendimize düşman bir tür değil, yaşadığımız yere de düşmanız. Gerçekleri kabul etmeliyiz. Sorumluluğumuz iki yüzyıl öncekilerden kat kat daha fazla. Dünya'yı insanlığın yok edemeyeceği de, bundan başka bir Dünya'nın olmadığı da açık. Ancak, böyle giderse biz daha buradan gidemeden silinip gideceğiz. Çevre kirliliğinin boyutlarından, tasarrufun önemi bahsetmek istemeyeceğim ölçüde basit kalıyor. Nefes alan her insanın en gerçek sorununun çözümü için odaklanmamız gerekiyor. Kendi içimizdeki sorunları çözemesek bile artık durmalıyız. İnsanlık olarak yarattığımız birikimin o inkar edilemez ihtişamını korumak için mücadele etmeliyiz. Bir yol bulmalıyız.

     Biraz daha canınızı sıkmak için veya anlattıklarımın etki olarak özeti için "Nature Is Speaking" videolarını tavsiye ediyorum.

------------------------------------------------------------------------------------

     Geç de olsa idrak ettiğim bir şey var: Sevgi bile zamanla yok oluyormuş. Şimdi onun yerinde kocaman bir boşluk ve kendisini unutturmayan hayal kırıklıklarının acısı kaldı. Bir zamanlar sevilen artık sevilemez olan, unutulan olmuyor. Nesini, nasıl unutur ki insan? Ne olursa olsun sevilmek güzeldi. Bunu hep hatırlıyorum işte.

     Hayata sıkı tutunmak, elimizden geleni yapmak gerek. Gerisini sonra beraber konuşuruz belki. Hoşça kalın, eğer hala varsanız tabii.

Müzik:  Andy Timmons - Electric Gypsy (Bu aralar favorim)
Baskı: Jacopo de' Barbari - Satirin Ailesi (1503-4)

27 Haziran 2017 Salı

Ahize

     İnsan karmaşık müzik aletleri gibi, düşünce cümleye dönüşene kadar bir sürü şeye dokunup geçiyor. tuşlara, yaylara falan. Kendini ifade etmek pek güç. Ben de hoparlörü olmayan bir ahize gibiyim. Sesimin çıktığını bilen olmadan bir başıma bağırıp çağırıyorum. Bize kalan bu çirkinlik mirasını kabullenmiyorum ve kabullenen sizlerleyken nefes alamıyorum. Bütün bunlara - üstüne kendime - katlanmanın zorluğuyla yuvarlanıp gidemiyorum, ite kaka belki. Doğan her güneşi kucakladığımda geceleri yanık bağrımın acısını çekiyorum. Belki dışarının insanları böyle cümleleri çok "edebi" buluyordur. Hangi his dümdüz bir cümleyle anlatılabiliyor acaba? Cümlelere dökmek anlamları, anlamlandırmaya çalışmak gerçeği budayıp geçerken biz hala sözcük deryalarında debeleniyoruz. Hoşça kalın. Fair to Midland dinleyin, fena değiller.

11 Nisan 2017 Salı

Döngü



Döngü


     Fark etmeden hak ettiğinden çok daha fazlasını verilen insanlar için pek bir anlam ifade etmemiş olduğunu anladığı anda yıkılıyor insan. Göz teması kurmayı kestiğin anda söyleyecek kelimeleri bile olmuyor. Vaz geçilebilir olmak mı yoksa umursamazlıkları mı bu kadar koyan? Hala diğerlerinden daha iyi olduklarına inanıp, kabuğunun en derinlerine çekilip gidersin. Zaman tek tek insanları alırken elimden, balıkların kovadan eksilmesine şaşıran bir balıkçı kadar şaşkınım. Keşke gerçekleri bilmeden devam edebilseydim. Bu kadar yükü taşımanın telafi edilemez bedellerini ödüyorum. İsteksizlik, yalnız kalamamak gibi problemler bütün sorumluluklarımı ihmal etmeme sebep. Tembelliğe bahane gibi duruyor, ama eskiden olsa bu kadar bile ilerleyemezdim. Hiçbir zaman güçlü biri olamadım. Ama, şimdi daha az zayıfım.

     Tanısam hiç sevmezmişim, bilemedim. Her yeni güne sağlam başlasam da güneş zımpara gibi azaltıyor beni. Çocuk gibi ağlayıp, şikayet etmiyorum. Bunların geçici olduğunu biliyorum. Keşke hiçbir zarar almadan çıkılsa böyle durumlardan.

Çizim:  Childe Hassam - The Up-Tide on the Avenue
Müzik: Oceansize - An Old Friend of Christies