5 Kasım 2017 Pazar

Not

     Söylediklerimizin, hissettiklerimizin karşı tarafta karşılığı var mıdır? Varsa, ne kadar süreyle varlığını korur? Ne zaman körelir insan, körleşir? Ne zaman yokluğu acıtanın varlığı tuhaflaşır? Biri söylese ya, sevgi kalbine ne zaman hastalık gibi gelir?

28 Ağustos 2017 Pazartesi

Ay


Ay


     Benim gibi yalnız, soyutlanmış insanların  başından pek olay geçmez. Genelde olayları kendim yaratırım. Tarifi epeyce de basit. Sürekli olarak tüm anıları hatırlarım, bazen sadece hatırlamak yetmez "acaba şimdi" ile başlayan sorular sorarım. Bingo! Kazdığım macera çukuruna düşer, sonra da oradan çıkabilmek adına hala bulamadığım çözümle alakasız onlarca saçma yola saparım. Sorun basit olmasa da  işe yaramaz çözüm yollarım genelde bilindik olanlardan. Az miktar iç dökme, bol alkol, kendini işe güce verme falan.

     Kendime eziyetim bitmiyor. Bitiremiyorum. Tüm bu süreç beni daha az sevgi dolu ve daha az sevilen biri yaptı. Sevmemekte de sevilmemekte de haklılık var. Herkesin haklı olduğu durumlarda ben halimden memnun değilim. Daha fazla yazamıyorum, herhalde halâ kendime edemediğim itiraflarım var. Hoşça kalın!

Müzik: Eagles - Take the Devil
İllüstrasyon: Willy Pogany (Eser adını bulamadım, kusura bakmayın)

22 Temmuz 2017 Cumartesi

Sıramızı Henüz Savmadık

Sıramızı Henüz Savmadık


     Yine bazı güzel insanlar güzel izler bırakıp, kendi istekleriyle göçtü gitti bu dünyadan. Nasılını, nedenini bilemesem de anlayamasam da bu lüksü hak ettikleri ortada. Üreten, başaran insanların sonuna kadar bu kötü yere katlanmasına belki de eziyet oluyordur. Kendi gerçekliklerimiz dışarıdaki acıyı, adaletsizliği, kötülüğü yok ediyor olabilseydi keşke. Demem o ki, yaşadığımız yere katlanmak zor.

------------------------------------------------------------------------------------

    Sevgimin ve nefretimin en uç noktalarını yaratanlar her zaman insanlar oldu. Ne tuhaf. Bir tarafın karanlığına katlanamadıkça, öbür tarafın ışığına kaçıyorum. Ortada kalan insanlar yanlış taraflara eğildikçe hayatı her birimiz için daha da zor hale getiriyorlar. Ben de ortadaki insanlardanım. Ne ürettikleriye insanlara bir şeyler verebilen (denemiyor değilim), ne de yok ettikleriyle gelecekleri karartan. Doğru yöne yönelmek için doğru adımlar atılmalı: Bilmek anlamak, anlaşmak
.
     Neden anlaşmalıyız? Aşağı yukarı 5000 yıldır yazıyoruz. Dev bir bilgi ve kültür birikimi bu. Koskoca insanlık tarihi üst üste koyarak oluştu. Bilginin kutsallığı yaşamalı ve bir miras olarak devam etmeli ki insanlık buradaki amacını bulup ona tutunabilsin. Ama biz sadece kendimize düşman bir tür değil, yaşadığımız yere de düşmanız. Gerçekleri kabul etmeliyiz. Sorumluluğumuz iki yüzyıl öncekilerden kat kat daha fazla. Dünya'yı insanlığın yok edemeyeceği de, bundan başka bir Dünya'nın olmadığı da açık. Ancak, böyle giderse biz daha buradan gidemeden silinip gideceğiz. Çevre kirliliğinin boyutlarından, tasarrufun önemi bahsetmek istemeyeceğim ölçüde basit kalıyor. Nefes alan her insanın en gerçek sorununun çözümü için odaklanmamız gerekiyor. Kendi içimizdeki sorunları çözemesek bile artık durmalıyız. İnsanlık olarak yarattığımız birikimin o inkar edilemez ihtişamını korumak için mücadele etmeliyiz. Bir yol bulmalıyız.

     Biraz daha canınızı sıkmak için veya anlattıklarımın etki olarak özeti için "Nature Is Speaking" videolarını tavsiye ediyorum.

------------------------------------------------------------------------------------

     Geç de olsa idrak ettiğim bir şey var: Sevgi bile zamanla yok oluyormuş. Şimdi onun yerinde kocaman bir boşluk ve kendisini unutturmayan hayal kırıklıklarının acısı kaldı. Bir zamanlar sevilen artık sevilemez olan, unutulan olmuyor. Nesini, nasıl unutur ki insan? Ne olursa olsun sevilmek güzeldi. Bunu hep hatırlıyorum işte.

     Hayata sıkı tutunmak, elimizden geleni yapmak gerek. Gerisini sonra beraber konuşuruz belki. Hoşça kalın, eğer hala varsanız tabii.

Müzik:  Andy Timmons - Electric Gypsy (Bu aralar favorim)
Baskı: Jacopo de' Barbari - Satirin Ailesi (1503-4)